bahis siteleri

B12 Vitamini

B12 Vitamini

B12 vitamini karaciğerdeki antianemik prensibin bulunması yolunda yapılan araştırmalar neticesinde ortaya çıkmıştır. İlk defa 1925 te Whipple hayvanlarda karaciğerin antianemik tesirini ortaya koymuş, 1926′da Minot ve Murphy aynı tecrübeleri insanlarda yaparak pernisiyöz anemi tedavisinde karaciğer hülâsalarının değerini belirtmişlerdir. Bundan sonra karaciğerdeki prensibin bulunması için çok çalışıldı. Folik asidin pernisiyöz anemiyi iyileştirdiği anlaşılınca, aranan antianemik prensibin folik asit olduğu zannedildi. Hâlbuki pernisiyöz anemiyi iyileştiren miktarlarda, karaciğer hülâsalarında bulunan folik asit miktarı son derece azdı, bundan başka folik asit, pernisiyöz anemideki sinir sistemi lezyonlarını önleyemiyor ve bazen da karakteristik glosit halini ve hatta anemiyi dahi iyileştiremiyordu.

1945’te Subbarow, Hastings ve Elkin buna dayanarak karaciğer hülâsalarının henüz bilinmeyen bir maddeyi ihtiva etmeleri lâzım geldiği teorisini ileri sürdüler. Aktif karaciğer prensibini meydana çıkaracak basit bir usulün bulunmayışı araştırmaları güçleştiriyordu. Bu esnada başka sahalarda elde edilen bazı müşahedeler karaciğerdeki aktif prensibin bulunması yolunda yapılan araştırmaları hızlandırdı.

1946 da Cary ve Hartman fareler üzerinde araştırmalar yaparken, gelişebilmeleri için gıdalarında «animal protein factor» adını verdikleri bir faktörün muhakkak bulunması lâzım geldiğini tesbit ettiler. Bir yıl sonra yani 1947 de Mary Shorb, karaciğer hülâsalarında Lactobacillus lactis Dorner’in gelişmesini sağlayan bir madde bulunduğunu görerek bunun Cary ve Hartman’ın animal protein faktörü ile aynı olduğunu iddia etti. Karaciğer hülâsaları bu LLD (Lactobacillus lactis Dorner) faktöründen ne kadar zenginse, pernisiyöz anemide de o kadar tesirli idiler.

Nihayet 1948 de İngiltere’de Smith ve Parker, Amerika’da Rickes ve arkadaşları birbirinden tamamen müstakil olarak karaciğerden son derece kuvvetli antipernisiyöz özellikleri olan kırmızı renkli, billuri bir madde elde ettiler ve buna Bir vitamini adını verdiler. Bu keşif tıp ilminin en büyük ilerlemelerinden biri olmuştur. Daha sonraki araştırmalar Bu vitamininin Castle’ın ekstrinsik besi faktörü olduğunu, midedeki intrinsik faktörün eksikliği ile ilgili olarak barsaklardan absorbe olmadığı zaman, pernisiyöz anemiye sebebiyet verdiğini gösterdi. Bu vitamininin açık formülü X ışınları ile yapılan kristalografik araştırmalarla, 1955 senesinde İngiltere’de Cambridge ve Oxford Üniversitelerinden Sir Alexander Todd ve Dr. Crowfoot Hodgkin tarafından tam olarak ortaya kondu. Molekülünde 4 pirol halkalı bir çekirdeğin bulunuşu Bu vitamininin hemoglobine yakınlığını göstermektedir.

ÖZELLİKLERi

Bu vitamini normal eritropoezde, sinir sisteminin yapı ve fonksiyonunda, genç organizmanın gelişmesinde elzem olduğu kadar, nükleik asitlerin sentezinde, labil metil gruplarının metabolizmasında, glütation gibi sülfhidril bileşiklerinin metabolizmasında, karbonhidrat ve yağ metabolizmaları ile protein sentezinde de yer alır.

Antianemik tesiri

Bu vitamininin en önemli tesirlerinden biri kuvvetli hematopoetik aktivitesidir. Eritrositlerin teşekkül ve olgunlaşmasında büyük bir rol oynar. Eksikliğinde normal eritrositler azalır, patolojik eritrosit şekilleri ortaya çıkar. Hematopoetik merkezlerde atipik unsurlar görülür. Normoblastik serinin yerini megaloblastik seri alır. Bu vitamini sayesinde eritropoez düzelir, kemik iliği fizyolojik duruma döner.

Protein metabolizmasına tesiri

B grubu vitaminleri aminoasit ve protein metabolizmasında direkt veya endirekt rol oynıyan çeşitli enzimlerin bileşiminde bulunurlar. B12 vitamininin bilhassa proteinlerin anabolizmasında önemli rolü vardır. Bu vitamini nükleik asit ve nükleoprotein sentezine yardım ederek normal gelişim ve beslenmede gerekli bir faktör halini alır. Protein metabolizmasındaki tesiri ile ilgili olarak B12 vitamini kortizonun protein katabolizmasına sebep olmasını önler, tecrübi hipertiroidizmdeki büyüme gecikmesine mâni olur.

Lipotropik tesir

Çeşitli araştırmalar Bu vitamininin karaciğeri yağ infiltrasyonundan koruduğunu ve böyle durumları iyileştirdiğini göstermektedir. Karaciğeri koruma tesiri. Bu vitamininin, ihtimal olarak, transmetilasyon olayları ve labil metil gruplarının biyosentez ve metabolizmaları üzerindeki tesirinden ileri gelmektedir (Williams ve arkadaşları 1953). Homosistin’in metiyonine çevrilmesi için Bu vitaminine ihtiyaç vardır. Bu vitamini SH- gruplu çeşitli enzim sistemleri için gerekli sülfhidril gruplarının redüksiyon halinde kalmalarını sağlar. B12 vitamini eksikliğinde eritrosit ve karaciğerdeki SH muhtevası (bilhassa glütation) azalmaktadır. Demir veya folik asit eksikliğinde böyle bir durum olmaz (Ling ve Chow, 1953).

Karbonhidrat metabolizmasına tesiri

Bu vitamininin ayrıca yağ ve karbonhidrat metabolizmalarında önemli tesirleri vardır (Ling ve Chow 1954). Organizmanın karbonhidratlara olan toleransını arttırır, hiperglisemik hastalarda glikozüri ve glisemi seviyesini düşürür, kanda pirüvik asit miktarını azaltır, insulinin hipoglisemik tesirini kuvvetlendirir.

Gelişim ve büyüme üzerindeki tesiri

Genel metabolizma ve bilhassa protein anabolizmasındaki rolü dolayısiyle Bu vitamini normal gelişim ve büyümede gayet önemlidir. Çocukların gelişme geriliklerinde, büyüklerin konstitüsyonel zayıflıklarında ve geriatri sahasında B12 vitamini ile iyi neticeler alınmıştır.

B12 Vitamini Hangi Yiyeceklerde Var?

DENİZ ÜRÜNLERİ: Balık yumurtası en çok B12 vitamini içeren gıdalar arasındadır. 50 gram balık yumurtası günlük B12 vitamini ihtiyacının yaklaşık 5 katını karşılar. Ülkemiz mutfağında pek popüler olmayan, ancak B12 bakımından zengin bir diğer deniz ürünü ise ahtapottur. 15 gram ahtapot günlük B12 ihtiyacının tamamını karşılamaya yeter. Yüksek miktarda protein ve esansiyel yağ asitleri içeren uskumru, somon, sardalya ve ton balıkları aynı zamanda iyi birer B12 vitamini kaynağıdır. 100 gram uskumru günlük B12 ihtiyacının 3 katını, aynı miktarda somon yine 3 katını, ton balığı yaklaşık 2 katını, sardalya 1.5 katını karşılar. B12 bulunan diğer deniz ürünleri ise istiridye ve midyedir.

ET: Sırasıyla; kuzu ciğeri, sığır ciğeri, dana ciğeri, hindi ciğeri, ördek ciğeri ve kaz ciğeri B12 vitamini bakımından en zengin et ürünleridir.Bunlar dışında sığır eti veya dana kıyma da hem B12 hem de protein, çinko ve demir bakımından oldukça zengindir. 100 gram kuzu eti günlük B12 ihtiyacının yarısından fazlasını karşılar.

YUMURTA VE PEYNİR: Yüksek kolesterollü olması bir yana peynir çeşitleri B2 (riboflavin), protein ve kalsiyum içerir. Peynir çeşitlerinde bulunan B12 vitamini miktarı peynir tipine göre farklılıklar gösterebilir.

Bir önceki yazımız olan Mineraller başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Sosyal Medyada Paylaşın:

BİRDE BUNLARA BAKIN

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?